12.10.2026 - Haberde Yeni Nesil, Siyasette Şehrin Sesi

Elazığ Siyasilerinin Kayısı Söylemi Üzerine Stratejik Bir Analiz

Elazığ Siyasilerinin Kayısı Söylemi Üzerine Stratejik Bir Analiz
🎧 Haberi Dinle (~26 dk)

Bölgesel kalkınma bahanesiyle marka gaspına zemin hazırlamak: Elazığ siyasilerinin kayısı söylemi üzerine stratejik bir analiz

Malatya Kayısısı, yalnızca belirli bir coğrafyada yetiştirilen tarımsal bir ürünün adı değil; üretimden işlemeye, depolamadan paketlemeye, ticaretten ihracata, uluslararası pazarlamadan coğrafi işaret korumasına kadar onlarca yıl içerisinde oluşturulmuş büyük bir ekonomik ekosistemin, güçlü bir ticari hafızanın ve Malatya’nın dünya ölçeğinde elde ettiği marka değerinin bütünüdür. Bu nedenle kayısı üzerinden yürütülen her tartışmayı yalnızca hangi ilçede kaç ton ürün yetiştirildiği veya hangi bahçenin hangi idari sınırlar içerisinde kaldığı üzerinden değerlendirmek, tarımsal ekonominin en temel gerçeklerini görmezden gelmek anlamına gelir.

Son olarak 2. Baskil Kayısı Çalıştayı kapsamında MHP Elazığ Milletvekili Semih Işıkver, Baskil Belediye Başkanı Tuncer Turus ve Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan tarafından kamuoyuna yansıyan açıklamalar, ilk bakışta Baskil üreticisinin ekonomik haklarını savunmaya yönelik bir arayış gibi sunulsa da kullanılan ifadeler, ortaya konulan karşılaştırmalar ve özellikle Malatya üzerinden kurulan söylem dikkate alındığında meselenin sıradan bir tarımsal kalkınma tartışmasının çok ötesine geçtiğini göstermektedir.

Baskil’in kayısı üretiminden daha fazla gelir elde etmesini istemek meşrudur. Baskil’de yeni tesisler kurulmasını, ürünün yerinde işlenmesini, ihracat kanallarının geliştirilmesini, üreticinin kazancının artırılmasını savunmak da son derece doğaldır. Hatta bütün bunlar bölgesel ekonomi açısından desteklenmesi gereken hedeflerdir. Ancak sorun tam da burada başlamaktadır. Çünkü kendi üreticiniz için daha güçlü bir ekonomik yapı talep etmek başka bir şeydir, bu talebi Malatya’nın onlarca yılda oluşturduğu ticari başarıyı sorgulayan, Malatya’nın marka değerini tartışmaya açan ve kendi yetersizliklerinizi komşu ilin kazanımları üzerinden açıklamaya çalışan bir siyasi dile dönüştürmek bambaşka bir şeydir.

Bugün tartışılması gereken asıl mesele, Baskil’in neden daha fazla kazanamadığı kadar, bu sorunun cevabının neden ısrarla Malatya üzerinden verilmeye çalışıldığıdır.

Bir ürün yetiştirmek ile dünya markası oluşturmak aynı şey değildir

Kayısı üretimi konusunda oluşturulan siyasi söylemin en temel problemi, hammadde üretimi ile ticari marka oluşturma süreçlerinin bilinçli veya bilinçsiz biçimde birbirine karıştırılmasıdır. Oysa modern tarım ekonomisinde bir ürünü yetiştirmek, ekonomik değer zincirinin yalnızca başlangıç noktasıdır; asıl katma değer, ürünün kalite standartlarının oluşturulması, tasnif edilmesi, işlenmesi, kurutulması, depolanması, ambalajlanması, ihracata hazırlanması, uluslararası ticaret bağlantılarının kurulması, güvenilir alıcı ağlarının geliştirilmesi ve nihayetinde dünya pazarında tanınan bir marka kimliğine kavuşturulmasıyla ortaya çıkar.

Malatya’nın kayısı konusunda yıllar içerisinde oluşturduğu üstünlük tam olarak burada bulunmaktadır.

Malatya bugün kayısıyla özdeşleşmişse bunun nedeni yalnızca şehir sınırları içerisinde kayısı ağacı bulunması değildir. Bu durum, üretici ile tüccarın, tüccar ile sanayicinin, sanayici ile ihracatçının aynı ekonomik zincir içerisinde uzun yıllar boyunca birlikte hareket etmesinin, ciddi sermaye risklerinin alınmasının, tesis yatırımlarının yapılmasının, uluslararası pazarların kazanılmasının ve dünya tüketicisinin zihninde “Malatya Kayısısı” adıyla güçlü bir ürün algısının oluşturulmasının sonucudur.

Dolayısıyla Baskil’de yetiştirilen kayısının Malatya’daki ticaret sistemi içerisinde değerlendirilmesini başlı başına bir mağduriyet hikayesine dönüştürmek, ekonomik gerçekliği tersinden okumaktır. Eğer Malatya güçlü bir pazar oluşturmuşsa, çevresindeki üretim bölgelerinin bu pazardan yararlanması Malatya’nın suçu değil, Malatya’nın oluşturduğu ekonomik çekim merkezinin doğal sonucudur.

Sorulması gereken soru, “Baskil kayısısı neden Malatya’da satılıyor?” sorusundan önce, “Baskil’de neden Malatya ölçeğinde bir işleme, pazarlama ve ihracat altyapısı bugüne kadar oluşturulamadı?” sorusudur.

İşte siyasi tartışmanın kaçındığı temel soru budur.

Malatya’nın kurduğu ticari sistem bir gecede ortaya çıkmadı

Bugün Malatya’nın kayısı sektöründe sahip olduğu ticari kapasiteyi yalnızca coğrafi avantajlarla açıklamaya çalışmak, on yıllar boyunca bu sektöre yatırım yapan insanların emeğini görmezden gelmektir.

Malatya’da oluşan entegre tesisler, tüccar ağı, ihracat şirketleri, lojistik altyapı, ürün standardizasyonu ve uluslararası pazarlama kabiliyeti bir kamu kurumu tarafından bir gecede kurulmadı. Bu yapı, yıllar boyunca sermaye riski alan sanayicinin, ürününü dünya pazarına ulaştırmaya çalışan ihracatçının, piyasanın bütün dalgalanmalarına rağmen üretmeye devam eden çiftçinin ve kayısı ticaretini profesyonelleştiren yerel ekonomik aktörlerin ortak birikimiyle meydana geldi.

Dolayısıyla bugün Malatya’nın sahip olduğu ticari güce bakıp bunu Baskil’in veya Elazığ’ın ekonomik problemlerinin nedeni gibi göstermeye çalışmak, siyasi açıdan kullanışlı olabilir ancak ekonomik açıdan savunulabilir değildir.

Bir şehir başka bir şehir ihracat yaptığı için ihracat yapamaz hale gelmez.

Bir şehir, komşusunda tesis bulunduğu için kendi sınırları içerisinde tesis kurmaktan men edilmiş olmaz.

Bir şehir, komşusunun markası güçlü olduğu için kendi üreticisini örgütlemekten, kooperatif geliştirmekten, sanayi yatırımı yapmaktan veya uluslararası pazar aramaktan alıkonulmaz.

Eğer yıllar boyunca bu alanlarda yeterli kapasite oluşturulamamışsa bunun siyasi hesabı Malatya’dan değil, o şehrin yatırım politikalarını belirleyenlerden, ekonomik planlamasını yapanlardan ve yerel kalkınma iddiasıyla görev üstlenenlerden sorulmalıdır.

Malatya’yı tartışmanın merkezine yerleştirmek, bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Sadece üzerini örter.

“Büyük kardeş konak yaptı” söylemi ekonomik gerçekleri gizlemeye yetmez

Çalıştayda dile getirilen “Büyük kardeş konak yaptı, küçüğe gecekondu yaptırmıyor” benzetmesi, ekonomik bir meselenin nasıl kolaylıkla popülist siyasi retoriğe dönüştürülebileceğinin çarpıcı örneklerinden biridir.

Bu benzetmenin kamuoyunda oluşturmak istediği algı açıktır: Malatya güçlüdür, Baskil’in önünü kesmektedir; Malatya kazanırken Baskil’in büyümesine izin verilmemektedir.

Fakat bu iddiayı destekleyecek somut ekonomik mekanizma ortaya konulmadan kullanılan her böyle ifade, gerçek bir analiz olmaktan çıkar ve siyasi mağduriyet üretme aracına dönüşür.

Malatya hangi yatırımı engellemiştir?

Hangi tesisin kurulmasına mani olmuştur?

Hangi ihracatçının dünya pazarına açılmasını önlemiştir?

Hangi yatırımcının Baskil’de fabrika kurmasının önüne geçmiştir?

Eğer böyle somut örnekler varsa kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Yoksa bir komşu ilin yıllarca oluşturduğu ekonomik başarıyı, kendi bölgenizde ortaya çıkan yatırım ve pazarlama eksikliklerinin gerekçesi haline getirmek kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.

Dahası, bu tür söylemler ekonomik gerçekleri tartışmayı da engellemektedir. Çünkü konu “Neden yeterli yatırım yapılmadı?” sorusundan çıkarılıp “Malatya neden bu kadar güçlü?” sorusuna taşınmaktadır.

Oysa yanlış olan Malatya’nın güçlü olması değildir.

Asıl sorgulanması gereken, benzer üretim potansiyeline sahip olduğunu iddia eden bir bölgenin neden aynı ölçekte ekonomik organizasyon kuramadığıdır.

İhracat rakamları Malatya’nın suçunu değil, Elazığ’ın cevaplaması gereken soruları gösterir

Milletvekili Semih Işıkver tarafından kamuoyuna aktarılan, Malatya’nın kayısı ihracatının yüz milyonlarca dolar seviyesinde bulunmasına karşılık Elazığ’ın ihracatının çok daha düşük düzeylerde kaldığı yönündeki rakamlar, aslında Malatya’ya yönelik eleştirinin dayanağı olmaktan çok Elazığ’ın kendi ekonomik politikalarının sorgulanmasını gerektiren bir tablo ortaya koymaktadır.

Eğer ifade edilen rakamlar doğruysa ve iki bölge arasında böylesine büyük bir ihracat farkı bulunuyorsa, bunun üzerinden Malatya’yı eleştirmek yerine önce şu soruya cevap verilmelidir:

Malatya dünya pazarına ulaşabilecek ölçekte bir ticaret sistemi kurarken Elazığ neden aynı kapasiteyi geliştiremedi?

Bu soruya “Malatya yüzünden” şeklinde cevap vermek ekonomik analiz değildir.

Çünkü ihracat, bir şehrin başka bir şehre tanıdığı veya tanımadığı bir ayrıcalık değildir. İhracat; ürün standardı, pazarlama, finansman, lojistik, uluslararası bağlantılar, ticari güvenilirlik, sürdürülebilir tedarik ve kurumsal organizasyon gerektirir.

Malatya bu alanlarda yıllar içerisinde bir kapasite geliştirmiştir.

Elazığ da geliştirebilir.

Baskil de geliştirebilir.

Ancak bunun yolu, başarılı olan ekonomik merkezi hedefe koyarak siyasi tepki üretmekten değil, aynı ölçekte ekonomik altyapı oluşturmaktan geçmektedir.

Kendi ihracat rakamınız düşükken komşu şehrin yüksek ihracatını siyasi tartışmanın merkezine yerleştirmek, farkında olarak veya olmayarak başka bir gerçeği de itiraf etmektir: Malatya’nın oluşturduğu sistem çalışmaktadır.

Bu durumda yapılması gereken o sistemi zayıflatmaya çalışmak değil, nasıl kurulduğunu anlamaktır.

Coğrafi işaret hakkı ayrı, Malatya’nın markasını aşındırmak ayrıdır

Baskil Kayısısı adıyla coğrafi işaret veya bağımsız bir marka oluşturma arayışı hukuki ve ticari olarak kendi zemini içerisinde değerlendirilebilir. Her üretim bölgesinin kendi ürününü tanıtma, farklılaştırma ve ekonomik değerini yükseltme hakkı vardır.

Ancak burada ince fakat son derece önemli bir sınır bulunmaktadır.

Baskil’in kendi değerini büyütmesi ile Malatya’nın değerini küçültmesi aynı şey değildir.

Baskil kendi kayısısını dünya pazarına çıkarabiliyorsa çıkarmalıdır.

Kendi ihracat ağını kurabiliyorsa kurmalıdır.

Kendi tesislerini kurmalı, üreticisini örgütlemeli, marka yatırımı yapmalı ve uluslararası alıcılar bulmalıdır.

Bunların hiçbirine Malatya’nın itiraz etmesi için bir neden yoktur.

Fakat Malatya Kayısısı’nın yıllardır oluşturduğu uluslararası marka gücünden yararlanılmış, Malatya’nın ticaret altyapısı kullanılmış, ürün Malatya’daki sanayi ve ihracat zinciri üzerinden dünya pazarına taşınmışsa; daha sonra bu ekonomik sistemin kendisini bir sorunmuş gibi göstermek ciddi bir çelişkidir.

Malatya’nın pazarını kullanırken Malatya’nın markasını tartışmaya açamazsınız.

Malatya’nın ihracat altyapısından yararlanırken Malatya’nın ticari üstünlüğünü suç gibi gösteremezsiniz.

Malatya’nın oluşturduğu küresel pazardan gelir elde ederken, o pazarı oluşturan şehrin marka değerini siyasi polemik konusu haline getiremezsiniz.

Bu yaklaşım bölgesel dayanışma değil, ekonomik gerçekleri kendi siyasi anlatınıza göre yeniden biçimlendirme çabasıdır.

Malatya Kayısısı’nın uluslararası değeri siyasi tartışmaların oyuncağı değildir

Malatya Kayısısı’nın Avrupa Birliği düzeyinde coğrafi işaret tesciline sahip olması yalnızca bürokratik bir belge meselesi değildir. Böyle bir tescil, ürünün uluslararası alanda belirli bir coğrafya, kalite standardı ve üretim kültürüyle özdeşleştiğini gösteren önemli bir marka koruma mekanizmasıdır.

Bu değeri oluşturmak yıllar alır.

Kaybetmek ise çok daha kısa sürebilir.

Uluslararası pazarda güçlü bir tarımsal markanın bölgesel siyasi çekişmelerle sürekli tartışmaya açılması, yalnızca Malatya’ya değil, o markanın oluşturduğu ticaret sisteminden yararlanan bütün üreticilere zarar verme potansiyeli taşır.

Bugün dünya piyasasında Türkiye’nin kuru kayısı denildiğinde Malatya ile özdeşleşen bir marka algısı bulunuyorsa, akılcı bölgesel ekonomi politikası bunun parçalanmasını değil, daha fazla değer üretmesini hedeflemelidir.

Markalaşmanın temel mantığı zaten budur.

Dünyanın hiçbir ciddi tarım ekonomisinde, uluslararası ölçekte başarı kazanmış bir marka yalnızca yerel siyasi rekabet uğruna zayıflatılmaya çalışılmaz. Tam tersine, çevresindeki üretim bölgeleri bu markanın oluşturduğu ticari çekim gücünden yararlanacak modeller geliştirir.

Malatya’nın gücü Baskil için tehdit olmak zorunda değildir.

Doğru politika kurulursa fırsattır.

Fakat siyasi söylem fırsatı tehdit olarak göstermeyi tercih ederse, ortaya kalkınma politikası değil şehirler arası gereksiz bir gerilim çıkar.

Elazığ siyaseti önce kendi ekonomik bilançosuna bakmalıdır

Malatya üzerinden yüksek perdeden konuşmak kolaydır.

Daha zor olan, yıllar içerisinde kendi şehrinizde hangi sanayi yatırımlarını hayata geçirdiğinizi, üreticinin pazarlama sorununu ne ölçüde çözdüğünüzü, kaç uluslararası alıcı kazandırdığınızı, ne kadar işleme kapasitesi oluşturduğunuzu ve üreticinin toplam katma değerden aldığı payı ne kadar artırdığınızı açıklamaktır.

Eğer Baskil üreticisi hak ettiği geliri elde edemiyorsa, bunun hesabının ilk muhatabı Malatya olamaz.

Bu hesabın muhatabı, yıllardır bölgenin ekonomik kalkınmasını yönetme iddiasında bulunan siyasi ve kurumsal yapılardır.

Yerel siyasetin temel görevi, komşu şehrin başarılarından rahatsızlık üretmek değil, kendi şehrinin neden aynı başarıyı ortaya koyamadığını sorgulamaktır.

Malatya’nın ihracat gücü Elazığ’ın bahanesi değildir.

Malatya’nın tesis sayısı Elazığ’ın mazereti değildir.

Malatya’nın uluslararası marka değeri Baskil’in geri kalmasının gerekçesi değildir.

Tam tersine bütün bunlar, aynı bölgede doğru organizasyon ve uzun vadeli yatırımla nelerin başarılabileceğinin somut göstergesidir.

Bu nedenle Malatya’nın başarısını hedef gösteren her siyasi söylem, aslında Elazığ’ın kendi ekonomik yönetimine yöneltilmesi gereken soruların başka bir adrese taşınmasına hizmet etmektedir.

Komşuluk hukukunu hatırlamak yalnızca Malatya’nın görevi değildir

Malatya ile Elazığ arasında tarihsel, kültürel, ekonomik ve sosyal açıdan güçlü bağlar bulunmaktadır. İki şehir birbirinin yabancısı değildir; ticaret yapan, akrabalık ilişkileri bulunan, aynı bölgesel ekonomik sistem içerisinde yaşayan iki komşu merkezdir.

Bu nedenle kullanılan siyasi dilin sorumluluğu büyüktür.

Bir taraftan kardeşlikten, bölgesel dayanışmadan ve ortak kalkınmadan söz edip diğer taraftan her ekonomik tartışmada Malatya’yı karşı taraf gibi konumlandırmak sürdürülebilir bir yaklaşım değildir.

Komşuluk hukuku, yalnızca Malatya’nın Elazığ’a anlayış göstermesi anlamına gelmez.

Elazığ siyasetinin de Malatya’nın emeğine, ekonomik birikimine ve marka değerine saygı göstermesini gerektirir.

Malatya’nın kayısıda elde ettiği dünya çapındaki konumu, başka bir şehrin siyasi kürsülerde rahatlıkla tartışmaya açabileceği sahipsiz bir alan değildir.

Bu marka üzerinde Malatya üreticisinin emeği vardır.

Malatya tüccarının sermayesi vardır.

Malatya sanayicisinin yatırımı vardır.

Malatya ihracatçısının onlarca yıllık ticari mücadelesi vardır.

Dolayısıyla konu yalnızca bir isim tartışması değildir.

Konu, büyük bir ekonomik birikimin korunması meselesidir.

Gerçek bölgesel kalkınma rakip üretmekle değil kapasite oluşturmakla mümkündür

Bölgesel kalkınma kavramı son yıllarda siyasetin en kolay kullanılan ifadelerinden birine dönüştü. Ancak gerçek kalkınma, çalıştay kürsülerinde komşu şehirleri hedef alan cümlelerle değil, üretim ve ticaret kapasitesiyle ölçülür.

Baskil gerçekten kayısıda daha güçlü olmak istiyorsa yapılması gereken bellidir.

Üretici örgütlenmesi güçlendirilmelidir.

Modern işleme ve paketleme tesisleri kurulmalıdır.

Soğuk hava ve depolama altyapısı geliştirilmelidir.

İhracatçı şirketler teşvik edilmelidir.

Uluslararası fuarlarda düzenli tanıtım yapılmalıdır.

Yeni pazarlar bulunmalıdır.

Kalite standardı oluşturulmalıdır.

Ürün farklılaştırılmalıdır.

Üreticinin pazarlık gücü artırılmalıdır.

Bütün bunlar yapıldığında Baskil Kayısısı kendi ekonomik değerini zaten ortaya koyacaktır.

Bunun için Malatya’nın markasına siyasi saldırı geliştirmeye gerek yoktur.

Daha açık ifade etmek gerekirse, kendi ekonomik binanızı yükseltmenin yolu komşunun binasının temelini tartışmaya açmak değildir.

Malatya bugün kayısı sektöründe bir “konak” kurmuşsa, bu konağı onlarca yıl çalışarak kurmuştur.

Baskil de kendi konağını kurmak istiyorsa önünde kimse yoktur.

Ancak önce temel atacaksınız, yatırım yapacaksınız, sermaye oluşturacaksınız, tesis kuracaksınız, ihracatçınızı yetiştireceksiniz ve dünya pazarında mücadele edeceksiniz.

Bunların yerine komşunun başarısını problem olarak sunarsanız kalkınma politikası üretmiş olmazsınız; yalnızca siyasi gerekçe üretmiş olursunuz.

Malatya’nın emeği siyasi kolaycılığa teslim edilemez

Bütün tartışmanın sonunda mesele son derece basittir.

Baskil üreticisinin daha fazla kazanmasına kimsenin itirazı yoktur.

Elazığ’ın tarım sanayisini geliştirmesine kimsenin itirazı yoktur.

Baskil Kayısısı’nın tanıtılmasına kimsenin itirazı yoktur.

Yeni tesislere, yeni yatırımlara, yeni ihracat bağlantılarına kimsenin itirazı yoktur.

Ancak bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için Malatya’nın yıllarca oluşturduğu ekonomik birikimin hedef haline getirilmesine itiraz vardır.

Malatya’nın başarısının Elazığ’ın başarısızlığının gerekçesi gibi sunulmasına itiraz vardır.

Malatya Kayısısı’nın uluslararası marka değerinin yerel siyasi hesapların malzemesi yapılmasına itiraz vardır.

Kendi sanayileşme sorunlarını komşu şehrin gelişmiş ticaret altyapısına fatura eden anlayışa itiraz vardır.

Çünkü bölgesel kalkınma, birinin kazanması için diğerinin kaybetmesini gerektiren bir mücadele değildir.

Akılcı ekonomi politikası, mevcut güçlü markaları parçalamaya değil onların oluşturduğu ticari değer üzerinden daha geniş bir bölgesel refah üretmeye çalışır.

Malatya Kayısısı’nın dünya pazarında elde ettiği konum yalnızca Malatya açısından değil, Türkiye’nin tarımsal ihracatı açısından da korunması gereken bir değerdir.

Bu markanın etrafında yeni ekonomik halkalar oluşturmak mümkündür.

Fakat bunu yapmanın yolu Malatya’yı hedef göstermek değildir.

Sonuç: Malatya’nın başarısını sorgulamak yerine kendi ekonomik hesabınızı verin

Elazığ siyasetinin ve ilgili kurumlarının gerçekten Baskil üreticisinin geleceğini düşündüğüne inanmak istiyorsak, bundan sonra Malatya üzerinden kurulan polemiklerden çok somut yatırım projelerini görmek gerekir.

Kaç tesis kurulacak?

Ne kadar yatırım yapılacak?

Kaç üretici doğrudan ihracat sistemine dahil edilecek?

Hangi ülkelerde yeni pazar oluşturulacak?

Ürünün katma değeri nasıl yükseltilecek?

Gençlerin bölgeden göçünü önleyecek hangi tarımsal sanayi modeli kurulacak?

Bunların cevabı verilmeden Malatya’nın kayısıdaki başarısını tartışmanın merkezine yerleştirmek kolay siyasettir.

Çünkü Malatya’nın ne yaptığı ortadadır.

Asıl açıklanması gereken, benzer iddialarla yola çıkanların bugüne kadar ne yapamadığıdır.

Malatya Kayısısı, Malatya üreticisinin, tüccarının, sanayicisinin ve ihracatçısının onlarca yıllık emeğiyle dünya çapında marka haline getirilmiştir. Bu ekonomik değerin, başka bir bölgenin sanayileşme eksikliklerini örtmek veya siyasi kamuoyu oluşturmak amacıyla tartışmaya açılmasına sessiz kalınması beklenmemelidir.

Baskil kalkınmak istiyorsa kalkınmalıdır.

Elazığ kayısıda dünya pazarına açılmak istiyorsa açılmalıdır.

Yeni markalar oluşturulmak isteniyorsa oluşturulmalıdır.

Ancak bunun yolu Malatya’nın emeğinin üzerine basarak yükselmeye çalışmak değildir.

Malatya’nın markasını küçülterek büyük marka olunmaz.

Malatya’nın ihracat başarısını sorgulayarak ihracatçı olunmaz.

Malatya’nın sanayi altyapısını suçlayarak sanayileşilmez.

Ve en önemlisi, yıllarca yapılamayanların sorumluluğunu komşu şehre yükleyerek gerçek kalkınma sağlanamaz.

Elazığ siyaseti kayısı konusunda gerçekten yeni bir dönem başlatmak istiyorsa önce Malatya’yı hedef alan dili terk etmeli, sonra kendi yatırım, sanayi ve ihracat bilançosunu kamuoyunun önüne koymalıdır.

Çünkü artık mesele yalnızca kayısı değildir.

Mesele, bir şehrin kendi ekonomik eksiklikleriyle yüzleşmek yerine komşusunun başarısını siyasi tartışmaya dönüştürüp dönüştürmeyeceğidir.

Malatya açısından ise tavır nettir: Onlarca yılın emeğiyle oluşturulan Malatya Kayısısı markasının değeri korunmalı, uluslararası kazanımları sahiplenilmeli ve hiçbir siyasi söylemin bu ekonomik mirası aşındırmasına izin verilmemelidir.

Bölgesel kalkınma istiyorsanız yatırım yapın, üretin, tesis kurun, ihracat yapın ve kendi başarınızı oluşturun.

Ama başarısızlığınıza gerekçe ararken Malatya’yı adres göstermeyin.

Çünkü Malatya’nın başarısı, Elazığ siyasetinin mazereti değildir.

Turgay Simavi – MalatyaSiyaset.com

 

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Turgay Simavi
Genel Yayın Yönetmeni
Turgay Simavi

Malatya Fırat haber portalında yerel ve ulusal gündemi, kamuoyunu ilgilendiren gelişmeleri objektif ilkeler doğrultusunda yayına hazırlamaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ