14.07.2024 - Malatya Fırat Haber

1700 Yıllık Mozaiklerden Esinlenip Tasarlanan Kıyafetler Nefes Kesti

1700 Yıllık Mozaiklerden Esinlenip Tasarlanan Kıyafetler Nefes Kesti

Ülkenin farklı kentlerinde Medyadoktoru Yapım Organizasyon Şirketi tarafından yaklaşık üç yıldır organize edilen ‘Şehr-i Medeniyet Kültür Etkinlikleri’nin son adresi Şanlıurfa oldu.

Etkinlikte; Haleplibahçe bölgesinde arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan bin 700 yıllık mozaiklerinden, Şanlıurfa yöresel kadın kıyafetlerinden ve Şanlıurfa Osmanlı dönemi kıyafetlerinden esinlenerek oluşturulan defilede baş manken olarak manken Didem Soydan da podyuma çıktı.

Şef Yılmaz Özfırat yönetimindeki Ottoman Korosu, çeşitli dillerde şarkı ve türküler seslendirdi. Sunuculuğunu Vatan Şaşmaz’ın üstlendiği gecede modacı Timuçin Denizmen tarafından tasarlanan özel kıyafetler tanıtıldı.

BAŞBAKANLIK TANITMA FONU DA PROJEYİ DESTEKLİYOR

Etkinlik sonunda düzenlenen basın toplatısında konuşan Medyadoktoru Yapım Firması yetkilisi Elif Tarhan, “Yaklaşık 3 yıldır Medyadoktoru Yapım firması tarafından Yapımcı Savaş Uğurlu bünyesinde 6’ncısı gerçekleşen ve Başbakanlık Tanıtma Fonu Temsilciliği’nin de desteklediği projeler arasında yer alan Şehr-i Medeniyet Kültür projesi, medeniyet, kültür, tarih denince akla ilk gelen illerimizden, İstiklal Madalyası’nın da verildiği peygamberler şehri güzel Şanlıurfamız’da gerçekleştirdik. Çok mutluyuz. Projemizde Şanlıurfa Haleplibahçe’de bulunan mozaik görselleri, Türkiye’de ilk kez Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Genel Müdürlüğü izniyle Şehr-i Medeniyet Şanlıurfa projesinin özel tasarımlarında kıyafetlerin üstünde kullanıldı.” diye konuştu.

SAVAŞ UĞURLU: ŞANLIURFA PROJESİNDE İLKLERİ YAŞADIM

Projenin Yapımcısı Savaş Uğurlu ise konuşmasında “Yaklaşık 5 aydır Şanlıurfa projesi için çalışıyoruz. Bundan önce yaptıklarımızdan çok daha büyük bir projeyi Şanlıurfa ilimizde gerçekleştirdik. 30 parça olarak tasarlanacak özel tasarımlar dışında Şehr-i Medeniyet Şanlıurfa paneli, ayrıca Ottoman Korosu konseri de projemizde gerçekleşti. Şanlıurfa projemizde bundan öncekilerden ilklerini yaşıyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Genel Müdürlüğümüzün izniyle ilk kez Haleplibahçe’de bulunan dünyanın bilinen en eski kültür yapısı olan mozaikleri, tasarlanacak 30 parça kıyafetin üstünde kullandık. Şanlıurfamızın gelenek görenek medeniyetleri ve kültürü ile Osmanlı gününe ait olan özel tasarımları da kıyafetlerde buluşturduk. Projemiz kapsamında Şanlıurfamızın ve ülkemizin medeniyetlerini Şehr-i Medeniyet Şanlıurfa Kültür projesinde uluslararası platformlarda herkese göstermiş olduğumuzu düşünüyorum. Şehr-i Medeniyet ülkemizin gücünü keşfetmesi adına diğer illerimizde ve sonrasında yurt dışında da devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

VALİ KÜÇÜK: ŞANLIURFA, TÜRKİYE’NİN SINIR ŞEHRİ AMA TARİHİN SIFIR NOKTASI

Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük de konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye’nin sınır şehri ama tarihin sıfır noktası Şanlıurfa. 12 bin yıl öncesinden günümüze gelen bir tarihi bir birikimi yaşayan bir şehir. Hem medeniyete hem kavime ev sahipliği yapmış. Biz bu hazinelerden bir kaçını bugün burada sergiledik”

Defile öncesinde Şehr-i Medeniyet Şanlıurfa projesi kapsamında Harran Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Emine Teker’in tual üzerine akrilik ve karışık teknikle yaptığı 15 adet Anadolu kadın portresinden oluşan ‘Üzerlik Kokusu’ adlı kişisel resim sergisi açıldı.

TASARLANAN ÖZEL KIYAFETLER HAKKINDA

Şehr-i Medeniyet Şanlıurfa Kültür projesi için hazırlanılan koleksiyon; Haleplibahçe bölgesinde arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan 1700 yıllık mozaiklerinden, Şanlıurfa yöresel kadın kıyafetlerinden ve Şanlıurfa Osmanlı dönemi kıyafetlerinden esinlenerek oluşturulmuştur. Haleplibahçe mozaiklerinden esinlenerek hazırlanan on parçalık koleksiyonda tamamen mozaikler üzerindeki desenler birebir alınarak aslının değişmeme kaydıyla şekillendirilip, özel baskı tekniğiyle pamuklu dokuma kumaşlara basılarak hazırlanmıştır. Özel tasarlanan kıyafetlerin her biri modern çizgilerle beraber yeniden günümüz kıyafetlerine uyarlandı.

Projede, Amazonlar mozaiğinden, Kraliçe Hippolite’nin avladığı leopar detayına kadar alınarak hazırlanan kumaşlar ile avlanan leoparın yeniden bir kıyafet üzerinde hayat bulması sağlandı. Evin koruyucusu Ktisis’in fotoğrafı payetli kumaşa basılarak hazırlandı ve birebir ayağa kaldırıldı. Mozaiklerde kullanılan birçok küçük detay, özenle seçilip alınarak yeniden desen devamı olarak tekrar kullanıldı. Bunlardan bazıları; küçük yer bitkileri, keklik, yaban ördeği, lotus çiçeği ve amazonlar mozaiğinin yer aldığı 2 nolu konuk odasının taban mozaiğinde tasvir edilen amazon Penthesileia’nın atıdır.

Ayrıca; Kraliçe Hippolite birebir kıyafetleriyle, takılarıyla ve makyajıyla canlandırıldı ve ayağa kaldırıldı. Şanlıurfa yöresel kıyafetlerinden esinlenerek oluşturulmuş olan 10 parçalık koleksiyon da Şanlıurfa yöresine ait kumaşlar kullanılarak tasarlandı. Kıyafetlerde özellikle altın sırma işlemeler, ipekli kumaşlar, jakarlı kadifeler, özel tasarım altın takılarla kombinlendi. Şanlıurfa yöresel kıyafetleri içerisinde yer alan şaleler, feraceler,üç etekler( kaftanlar), zıbın-fistanlar(entariler),entarinin üzerine giyilen sıhmaadı verilen yelekler, el tezgahlarında dokunan hışvalı isimli dokumadan yapılan sıhmalar,kuttuklar, şalvarlar, önlükler (berivan veya peşmal), çulha parçasından yapılan beyaz renkli etekler, beyaz kumaştan yapılan neçek adı verilen örtüden neçek üzerine bağlanan ibreler, köfi (içinde fes şeklinde yapılan karton kalıp),taç-gümüş başlık (ön kısmına üç kor yan kısımlarına reşme denilen gümüş takılar), kemerler, çok renkli yün mahrama adı verilen mendil, saf yünden yapılan çoraplar ve deriden yapılan postallardan esinlenilerek, yeniden tasarlanıp günümüze uyarlandı.

Son olarak bir diğer on parçalık Osmanlı dönemi koleksiyonu, özellikle Osmanlı döneminde Şanlıurfa da giyilen sokak, ev ve kına-düğün kıyafetlerinden esinlenilerek yeniden tasarlanıp günümüze uyarlanmıştır. Kırmızı gelinlik en çarpıcı parçalardan biri olup kaftanlar ve Osmanlı sarayından altın sırma işlemeli dantellerle bezenmiş kıyafetler kullanıldı.

OSMANLI’NIN SON TERZİSİ

Osmanlı İmparatorluğu hanedanının kıyafetlerini diken Karakapıcı ailesinin son ferdi olan Sezai Karakapıcı, “Terzilik alanında sarayın güvenini kazanan bir aile olduk. Karakapıcıailesinin yaklaşık 400 yıl önce öşür (vergi) toplamak için İstanbul’dan Şanlıurfa’ya yerleşti. Dedelerimiz Şanlıurfa’da topladıkları vergiyi saraya gönderiyordu. Sarayın en güvenilir ailesi bizdik. Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün izlerini hem taşıyor hem benimsiyorum. Halen nereli olduğumu soranlara gururlanarak ‘Osmanlıyım’ derim. Çünkü ben Osmanlı kültürü ile yaşayan ve o kültürle ölmek isteyen bir aileye mensubum. Şanlıurfa’dan İstanbul’a ziyarete geldiğim zaman torunlarım ve çocuklarıma sarayları, türbeleri ve camileri gezdirip, Osmanlı kültürünü anlatmaya çalışıyorum. Dedelerimiz şanlı atalarımıza hizmet etme şerefinde bulunmuşlardır. Ben de kültürümüzün ana mimarı olan medeniyetler Şehri Medeniyet Şanlıurfa Kültür projesi kapsamında bugüne kadar tecrübe edindiğim tüm bilgileri aktardım. Ben dikim olarak Osmanlı’nın giyim tarzını benimsemiş bir terziyim. Umarım bu projede, bir nebze de olsa atalarımıza hizmet etme ve bunları sergileme şansına sahip olurum.’ dedi.

KAYNAK : http://yenikadin.com/1700-yillik-mozaiklerden-esinlenip-tasarlanan-8421549-haberi/

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ